| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sosyal Güvenlik

Ssk soruları, Bağkur, Askerlik borçlanması, Doğum izni, cenaze yardımı, çeyiz yardımı, dul maaşı, yetim maaşı, ne zaman emekli olabilirim, emekli sandığı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı

5 "1 ekim" etiketi kullanan gönderi "1 ekim" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

İşsiz Kalındığında Genel Sağlık Sigortası Primi Ödenecek Mi?


İşsiz kaldığınızda prim ödeyecek misiniz?

1 Ekim’den itibaren tam anlamıyla Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamaları başlayan bu sigorta çeşidini bir özel sağlık sigortasına da benzetebiliriz ama aralarındaki en önemli fark ise birine (GSS’ye) prim ödemek zorunlu, özel sağlığa zorunlu olmamasıdır. İşsiz kalan çalışanlardan bazılarına, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası kapsamında işsizlik ödeneği ödenebilmektedir. Yani işsiz kalınan sürenin bir bölümünde işsizlik ödeneği alanlar olabileceği gibi alamayanlar da olabilir. İşsiz kaldığı halde işsizlik ödeneğine hak kazanamayan kişilerden eski adıyla SSK’lı yeni adıyla 4/A sigortalısı olanların işten ayrıldıktan sonra 10 gün daha herhangi bir prim ödemeden GSS’den yararlanmak hakları vardır. Ancak, bu işsizlerin işten ayrılma tarihinden geriye doğru bir takvim yılı için 90 günlük çalışmaları varsa bu kez 10 gün değil 90 gün daha prim ödemeden GSS’den yararlanma hakları vardır. Daha sonra her ay kendileri gelir durumlarına göre GSS primi ödemek zorundadırlar.

Yeşil Kart İçin Başvuranlar Ayrıca Prim Ödeyecekler Mi?


1 Ekim’den itibaren milletvekilleri hariç halkın tümü Genel Sağlık Sigortası (GSS’ye)’na dahil olacak. Bu arada yeşil kartlılar da 2 yıl süresince GSS kapsamında yeşil kartları ile devam edecek. Eski yasayla kişi başına aylık geliri net asgari ücret olan 457,63 YTL’nin üçte birinden (152,54 YTL’den) az geliri olanlar bu haktan yararlanıyordu. Artık bu hesaplama da değişti. Asgari ücretin netinin değil brütünün üçte biri dikkate alınacak. Yani, aylık brüt ücret olan 638,70 YTL’nin üçte birinden (212,90 YTL’den) az aylık geliri olanların GSS primlerini devlet ödeyecek. Kısaca, 1 Ekim’den öncesi için 152,54 YTL, 1 Ekim ve sonrası için ise 212,90 yeni lira dikkate alınacak. Bugüne kadar yeşil kart müracaatlarında başvuru yapan kişinin birlikte ikamet ettiği ailenin gelirlerine bakılıyordu. Yeni yasa ile sadece gelirlere bakılmayacak, harcamalara da dikkat edilecek. Yani, kişinin hiç geliri yoksa bile kirada oturuyorsa ödediği kira bedeli geliri sayılacak. Hiçbir gelirim yok diyenler için ise ne yiyip ne içtikleri sorulacak ve yedikleri içtikleri gelir hanesine yazılacak. Genel Sağlık Sigortası primi ödemeyene sağlık yardımı yapılmayacak.

AKP’nin Halka Bayram Hediyesi SSGSS


AKP’nin halka bayram hediyesi SSGSS
Ercan Karakaya


Toplumun tüm itirazlarına rağmen bugün yürürlüğe giren SSGSS ile paran kadar sağlık hizmeti dönemi resmen başlıyor


Toplumun önemli bir bölümünün itirazlarına rağmen bugün yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) ile sosyal güvenlik alanında yeni bir döneme giriliyor. Emeklilik yaşından, prim ödeme gün sayısına, sağlık alanında getirdiği değişikliklerle bir çok şeyi değiştirecek olan yasa, çalışma hayatında da bir çok yeniliği beraberinde getirecek. SSGSS’nin uygulamaya girmesiyle AKP’nin halka bayram hediyesi, geleceğin karartılması oldu. Dr. Osman Öztürk bugün yürürlüğe giren yasayla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle bu yasa söylendiği gibi tüm toplumu kapsıyor mu?
Genel Sağlık Sigortası (GSS) isminden de anlaşılacağı gibi tüm toplumu kapsayacak bir sağlık sigorta sistemi olarak anlaşılıyor. Yasaya da baktığımız zaman tanım açısından gerçekten bütün nüfusu kapsıyor. Çalışanları, işverenleri, bağımsız çalışanları, kendisi prim ödeyenleri, Türkiye’de bir yıldan fazla ikamet eden yabancıları bile kapsıyor tanıma göre. Yasaya göre vatani görevini yapan er ve erbaşlarla, yabancı ülkede sigortalı olanlar veya Türkiye’de bir yıldan daha az süredir bulunanlar GSS’nin dışında kalacak. Diğerleri GSS’li olacak. Ama yasayı biraz daha derinden ve analitik okumaya başladığımızda işsizlerin işsizlik sigortası tarafından primi ödenecek deniyor ama işsizlik sigortasından yararlanamayan işsizler ne olacak bunun karşılığı yok. Türkiye’deki işsizlerin çoğu işsizlik sigortasından yararlanamıyor. Kayıt dışı çalışanlar, enformen sektörlerde çalışanlar nasıl GSS’li olacak diye baktığımızda bunların da aslında kapsama giremeyeceğini görüyoruz. Primini ödeyemeyen esnaflar, çiftçiler nasıl yararlanacak diye baktığımız da onların da aslında GSS dışında kalacağını görüyoruz. Son zamanlarda güncel olan, eskisinden farklı olarak 18 yaşını dolduran bekar kız çocukları eğer çalışmıyorlarsa (Eskiden yaşam boyuda olsa annelerinin babalarının sigortasından yararlanabiliyorlardı) GSS’den faydalanamayacaklar. Bu biçimiyle baktığımız zaman GSS’nin daha baştan kendi iddiasını yani genel olma, tüm toplumu kapsama iddiasını gerçekleştirmesi pek mümkün gözükmüyor. Onun için bunun adı Genel Sağlık Sigortası mı yoksa ‘Sınırlı Sağlık Sigortası mı’ hep birlikte göreceğiz.

Yasayı incelediğimiz zaman belirli maddelerin arasına sıkıştırılmış ‘İstisnai sağlık hizmetleri’ ‘otelcilik hizmetleri’ gibi tanımlamalar görüyoruz. Bunlar ne anlama geliyor?
Bu yasanın en önemli bölümü zaten az önce bahsettiğim tanım bölümleri değil. Tanımda kapsam ve içerik açısından özel bir sıkıntı yok. Düzgün uygulanırsa bütün hizmetleri verirsiniz. Kapsayacağı nüfus açısından sorun var ama onu da başka yollardan halledebilirsiniz fakat bu yasayla birlikte şimdiye kadar Türkiye’de sosyal güvenlik mevzuatında hiç olmayan bir takım ödemeler geldi. Sigortalıların şimdiye kadar parasız aldıkları bir takım hizmetler için artık para ödemesi gerekiyor. Bunların bir tanesi öğretim üyesi farkı. Öğretim üyesine şu anda da ücret ödeniyor ama o daha farklı koşullardaydı, şimdi sigorta mevzuatına girdi. Standardın üzerindeki otelcilik hizmetleri için belirlenen fiyatın üç katına kadar ücret istenecek ve bunlar az rakamlar olmayacak ve bütün vatandaşlardan istenecek. Otelcilik hizmeti nedir diye bakıyoruz, temizlik midir? Temizlik için hastanelerde standart olamaz herkesin odası temiz olmalı. Isıtma mı? Parasız hastanın odasının ısıtmasını kesmek olmaz. Yemek herkesin odasına getirilir. Belki burada olacak değişiklikler. Parasını ödeyemeyen kuru fasulye-pilav parayı veren portakallı ördek yiyecek. Çocuklar için nasıl olacak bunu tahmin etmek istemiyorum. Fakirin çocuğunun menüsü zenginin çocuğunun menüsü. Daha önemlisi kalacağınız odanın yatak sayısı. Eğer yetkililer ‘ben 4 kişinin kaldığı odanın parasını öderim, 2 kişinin, 1 kişinin kaldığı odanın parasını ödemem derse vatandaş çok para ödemek zorunda kalacak. İnsan vicdanını rahatsız edecek şeyler bunlar. Deniyor ki lüks hizmet istiyorsa karşılığını versin. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hastaneye düşmüş dertleri var. Yardımı muhtaç tek kişilik bir odada kalması çok insani bir şey zaten o da mümkünse olur. Şimdiye kadar vardı bu daha fazla ihtiyacı olan, ameliyattan çıkan hastayı tek kişilik odaya koyardınız rahat olsun diye. Şimdi bunun normal bir talep olmadığı paran varsa bu hizmeti alabileceğin söyleniyor. Yine yasayla getirilen ‘istisnai sağlık hizmetlerinde’ yüzde 300’e kadar para alabilecek özel hastaneler. Nedir bu diye bakıyorsunuz; hayati tehlikesi olmayan ve alternatifi bulunan sağlık hizmeti diyor. Tıpta hiç okumadık böyle bir şey bize böyle bir şey öğretmediler. Nasıl yorumlanacak bilemiyoruz. Bir çok şey bu şeyin içine sokulabilir. Hangi hastalığın hayati olup olmadığını bilemezsiniz, diş apsesinden, nezleden insanlar ölebiliyor. O yüzden istismara çok açık bir şey. Bunu kullanarak da vatandaştan bir sürü para alacaklar. Bakanın ve bürokratların verdiği bir iki örnek var; safra kesesi ameliyatı eğer kapalı olursa para ödersin. Bir hekim olarak isyan edesim geliyor. Hasta bana gelecek diyeceğim ki; ‘Şu kadar para yatırırsan acısız kanamasız kapalı usul ameliyat ederim. Yarın çıkarsın, bir hafta sonra da istediğin gibi gezersin. Parayı yatıramazsan o zaman yukardan aşağı karnını keserim, 1 hafta yatarsın, 4 haftada evde yatarsın’ yani bu nasıl bir mantık anlayamıyorum. Bu AKP usulü bir şey herhalde ‘kes boşalt’. Böyle bir şey olmaz bu da çok gayri insani bir şey. Özel hastanelerde keza istisnai olsun olmasın bütün sağlık hizmetlerinden ek bir para alınacak. Bu da ilginç aslında. 2006’da çıkan yasa da yoktu, 2008’de konuldu. Ama yasanın propagandasını ‘hiçbir hak kaybı oymayacak’ diye yapmışlardı. Her yerde ‘vatandaş beş kuruş ödemeyecek’ dediler. Şimdi belirlenen ücretin yüzde 100’ü kadar para alabilecekler. Buna bir takım filtreler getirdiler. Tavanı Bakanlar Kurulu belirleyecek. Bu sene yüzde 30 belirlediler. İki ay sora bir genelgeyle tavanı en yükseğe çekebilirler. Özel sağlık sektörü Türkiye’de çok gelişti. Anadolu’da illerin hepsinde bir çok özel hastane kuruldu ve devlet hastanesinde verilmeyen bir çok hizmet özelde veriliyor ve hasta mecbur olarak özele gitmek zorunda kalıyor. Devlet hastanesinde o uzmanlık dalı yok ya da ameliyat yapılmıyor. Ya kalkıp İstanbul’a geleceksiniz ya da özele gideceksiniz o zamanda yüzde 100’e kadar para alınacak. Bunlar bugüne kadar olmayan ödeme biçimleriydi. Bu bakımdan bakınca hastalar için yük ve ek harcamalar yapılacak bir döneme giriliyor. Ödeyemeyenlerin ne yapacağı ise bilinmiyor. Göründüğü gibi hasta bir kısım sağlık hizmetini alamayacak bir kısmını da çok kötü koşullarda alacak. Daha önce bu ek ücret yoktu. Bakanlar Kurulu yüzde 30’da kısıtladı ancak özel hastaneler bu oranın yükseltilmesini istiyor ve yoksa ‘vatandaş iyi hizmet alamaz’ diyor. Bu nasıl bir şey? Sağlıkta kaliteli kalitesiz hizmet tartışması olabilir mi, bu mümkün mü? Ben bir hekim olarak bana gelen vatandaş para ödemedi diye ona kalitesiz hizmet verebilir miyim? Bu en büyük hekimlik suçudur. Parası hiç olmayana sağlık hizmeti vermemek anlamına geliyor bu.

1 Ekim’den sonra hastane kapılarında kimsenin kalmayacağı, parasını ödemedi diye kimsenin hastanede rehin kalmadığı bir dönem mi başlıyor yoksa bunlar daha da yaygınlaşacak mı?
Ağustos sonunda GSS ile ilgili bir yönetmelik yayınlandı. Kanuna yönetmeliğe bakıyorsunuz uygulama konusunda ayrıntılı bir tanım yok. Şimdi tebliğ çıkacak orada göreceğiz. O yüzden ayrıntı düzenleme önemli olan. Onlar hala belirsiz. Ama gözüktüğü kadarıyla 1 Ekim’den sonra her şeyin kötüye gideceğini yada iyiye gideceğini söyleyemeyiz. Ama daha uzun sürede baktığımızda herkes her istediği sağlık hizmetini almayacak. Şimdi rehin kalma diye bir şey olmayacak çünkü hastaneye giremeyecek. Çünkü girişte bakılacak primi ödenmiş mi, prim borcu var mı ona göre alınacak. Asıl sıkıntı GSS’nin kendi iddialarını gerçekleştirecek gibi gözükmüyor. 60 yıldır bu ülkede sağlıkta sorunları çözülecek deniyor. Bu hükümette bunu söyledi. Her şey düzelecek dedi. Şimdi göreceğiz ama benim gördüğüm kadarıyla hiçbir şey düzelmeyecek. Tersine bahsettiğim ilave ücretle sınırlamaları yaşayacağız. Muhtemelen yüzde 30 katılım payı yerel seçimlerden sonra yukarı çekilecek.


Son olarak anlattıklarınız üzerinden bu yasa kimin yasası diyebiliriz?
En temel olarak yasanın mantığında şöyle bir sıkıntı var. Türkiye’de daha önceden sosyal güvenlik kurumları sağlık hizmetlerini iki biçimde veriyordu. SSK kendi hizmetlerini veriyordu. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur çok ihtiyaç duyduğu hallerde özel hastanelerden hizmet alıyordu ama genel olarak devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinden hizmet alıyordu. Bu nedenle sigortalar kamu sağlık kurumlarını muhatap alıyorlardı. Bu yasaya göre kamu ve özel sağlık sektörü eşit duruma geldi. Ortada bir havuz var ve herkesin primiyle ve katılım payıyla doluyor ve kamu hastanesi de özel hastane de o havuzdan hizmet vererek parasını alıyor.


Aslında yarış başladı. Piyasa koşullarında kamu ve özel arasındaki yarışın sonucu bellidir. Kamu sektörünün piyasa koşullarında yarışmayı kazanma şansı o bildik hikayedeki kaplumbağanın şansı kadar bile değildir. Ortada o kadar büyük para varken tavşan uyumaz. Özel sağlık sektörü kendi politikalarıyla daha öne geçecek daha da büyüyecek. Bu koşullarda kamu daha da gerileyecek. Vatandaş artık özel sağlık sektörünün karşısında yalnız başına kalacak. Bunu hep birlikte yaşayacağız. Bu işlerden kârlı çıkan özel sağlık şirketleri olacak.
Zaten yasa çıkmadan önce de AKP’nin 6 yıllık iktidarında özel sağlık sektörü 80 yılda bu kadar hızlı gelişmemişti. 80 yıldaki gelişmeyi 2’ye katladı. Bunların içinde kim daha çok kazanıyor iktidara yakın olan kazanıyor. Bunun gerçek kazananı ilaç şirketleri, çünkü yasa ilaç tüketimini artıracak. Türkiye’de giderek yabancı ortaklara giren özel sağlık sektörü kazançlı çıkacak. Muhtemelen bir süre sonra bu özel hastaneler zincirler kurup yabancı ortaklıklar kuracaklar. Hekimlikle ilgisi olmayan yatırımcı, girişimci; nalburluğu, inşaatçılığı bırakıp özel hastane açtılar. Tek kazanan onlar olacak. (İstanbul/EVRENSEL)



Harcamaları ceplerinden karşılayacaklar
Yasaya göre primini ödeyenler, bütün sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabilecekler mi?
Dünyadaki GSS uygulamalarında en çok karşılaşılan sorunlardan birisi az önce bahsettiğim nüfusun tamamını kapsamamasıdır. İkincisi de nüfusun geniş bir kesimini kendi şemsiyesi altına alsa, kapsasa bile sağlık harcamalarının tamamını veya önemli bir bölümünü karşılamamasıdır. Güney Kore’de bunu bir örneği var. 2002 yılında yapılan bir çalışmada nüfusun yüzde 97’si GSS kapsamında. Ama sağlık için yapılan harcamalara baktığımız zaman yaklaşık yarısını GSS karşılıyor, yarısını vatandaş kendi cebinden yapıyor. Türkiye’de yasaya baktığımızda mevcut Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK’da ne tür sağlık hizmetleri veriliyorsa GSS’ye de bunlar konuldu. Yani estetik amaçlı yapılan cerrahi girişimler bunun dışında tutuldu. Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi hizmet veya ürün olarak tanımlamadığı işler kapsam dışında tutuldu. Birde yabancı ülke sigortalılarından eğer tespit edilen bir hastalığı eskiye dayanıyorsa ‘kapsam dışıdır’ denildi. Üçüncüsü belki tartışılır ama ilk ikisinde tartışılacak bir şey yok. Baktığımız zaman yasaya tanımlandı ama bu nasıl hayata geçirilecek. Yasada bir madde var 64. madde. Bütün bu tanımlanan sağlık hizmetlerinden hangilerinin ne zaman ne miktarda verileceğini kurum belirleyecek. Bir diğeri ise aslında bütün bu GSS dahil olmak üzere yapılanlar hükümetin sağlık reformu dediği paketin bir parçası. GSS bunun bir ayağı. Asıl geniş paket Sağlıkta Dönüşüm Programı. Oraya baktığımızda şunu görüyoruz; GSS kurulacak bir temel teminat paketi belirlenecek onun dışında kalanları ya cebinden ya özel sigortayla ödeyecek. Bu durumda eğer kurum sağlık hizmetlerinin verilme süresini, miktarlarını, biçimlerini, ödemelerini belirleme yetkisini bir biçimde kullanacak olursa bir çok hastalığın GSS’nin dışına çıkması söz konusu olacak. Yasa böyle değil ama buna açık. Uygulamada göreceğiz. O zaman GSS değil olsa olsa ‘Asgari Sağlık Sigortası’ diyebiliriz. Yani siz prim ödeseniz bile GSS kapsamında bütün hizmetleri alamayacaksınız. Cebinizden para ödeyeceksiniz. Yarın Sosyal Güvenlik Kurumu bir çok hizmeti dışarıda tutuyorum diyebilir. O zaman GSS değil Asgari Sağlık Sigortasına dönüşme tehlikesi var. Keza 2006’da çıkan 5510 sayılı yasada yoktu. Nisan 2008’de çıkan yasaya bir madde konuldu çok ilginç bir madde. Özel sağlık sigortası tamamlayıcı veya destekleyici özel sağlık sigortalarının nasıl olacağı ve işleyeceğine dair Hazine Müsteşarlığı tarafından kurumun görüşü alınarak bir düzenleme yapılacak. Buradan anlıyorsunuz ki GSS tüm harcamaları kapsamayacak. Yoksa neden özel sigorta koymuşlar. O açıdan da bakınca GSS değil ‘Özel Sağlık Sigortası’. Buralara doğru evrilme tehlikesi var ve burada yasal bir koruma yok da yok.

Asgari Ücretin Üçte Biri Geliri Olana Yeşil Kart Yok


Asgari ücretin üçte biri geliri olana yeşil kart yok
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ekim başında yürürlüğe girecek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’na açıklık getirmek için 15 tebliğ yayınladı.


Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ekim başında yürürlüğe girecek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’na açıklık getirmek için 15 tebliğ yayınladı.
Buna göre genel sağlık sigortalısı sayılanlar, sigortalı veya isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildikleri tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı olacak ve ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilmiş sayılacak.

Yeşil karttan ancak asgari ücretin üçte birinden az olanlar yararlanabilecek. Bu hüküm, yasanın yürürlüğe gireceği 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren iki yıllık süre içinde uygulanmayacak.
İş kazası veya meslek hastalığının, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmesi durumunda, işveren kuruma karşı sorumlu hale gelecek.

Zarara neden olan eylemin bilinçli olarak yapılması kasıt için yeterli sayılacak, ancak işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınacak. Kaçınılmazlık, olayın meydana geldiği tarihte geçerli bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesi durumu olarak tanımlanıyor.

Tebliğler arasında “hizmet borçlanması” kapsamında olan süreler de belirlendi: Kadınlar için doğumdan sonra geçen iki yıllık süre, askerlik, doktora ve uzmanlıkta geçen süreler, kamuda aylıksız izinler, avukatlık stajı, kamuda görevindeyken tutuklanan ve dava sonucunda beraat edenlerin geçirdiği süre, grev ve lokavtta geçen süreler, hekimlerin fahri asistanlıkta geçen süreleri, seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi izleyen ay başına kadar açıkta geçirdikleri süreler.

Şartlarla dolu
İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için da 18 yaşını doldurmuş olma, yasaya tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmama veya bir hizmet akdi ile sigortalı olarak çalışmakla birlikte, ay içinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmama, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olma koşulları aranacak. SSGSS ile bankalar ve kamu idareleri ile diğer kuruluşların, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol etme ve buna dayanarak işlem yaptığı kişilerin kimlik bilgilerinin kuruma bildirilmesi yükümlülüğü de düzenleniyor. (Ankara/ANKA)

1 Ekim’den İtibaren KESK SGK’da Yok



KESK ‘AKP’nin sosyal yıkım planlarına ortak olmamak’ için SGK Yönetim Kurulu’ndan çekileceğini açıkladı
KESK Genel Başkanı Sami Evren 1 Ekim’de yürürlüğe girecek Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasası’nı değerlendirdiği toplantıda, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Yönetim Kurulu üyeliğinden çekileceklerini açıkladı. KESK’in SGK Yönetim Kurulu temsilcisi Hasan Hayır ise KESK yönetiminin böyle bir karar alamayacağını söyledi.
KESK Genel Başkanı Sami Evren, Yönetim Kurulu üyeleri ile dün bir basın toplantısı düzenleyerek, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek olan SSGSS Yasası’nı değerlendirdi. Bayramın ikinci gününde yürürlüğe girecek yasanın ülkedeki herkes için bayramın tadını kaçıracağını, sadece yaşayanların değil, doğacak kuşakların da sağlık ve sosyal haklarını gaspettiğini belirten Evren, “Bu yasa ‘sosyal devlet’i tasfiye ederek yerine ikame etmeye çalıştığı AKP’nin ‘sadaka devleti’ anlayışının en önemli kurumsal adımlarından biridir” diye konuştu.


Hizmetler paralı olacak
1 Ekim’de yürürlüğe girecek olan yasa ile sağlık hizmetlerinin tamamen paralı hale geleceği, emekli olmanın güçleştirileceği ve emekli aylıklarının düşürüleceğini kaydeden Evren, “Bunu kabullenmemiz mümkün değildir” dedi. Yasanın, “Önümüzdeki dönemde geri dönüşü mümkün olmayan büyük toplumsal sonuçlar yaratacağı” uyarısı da yapan Evren, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında IMF’nin talimatı ile yapılandırılan Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu’nda KESK’in de bir temsilci bulundurduğunu söyledi. Evren, “Aradan geçen 2 yıllık süreçte, çalışanların hak ve çıkarlarını korumak doğrultusunda SGK Yönetim Kurulu içinde gösterdiğimiz çabalar maalesef sonuçsuz kalmıştır. Bu noktada, bu antidemokratik kurumda ve onun yönetim kurulunda olmak bizim açımızdan anlamını yitirmiştir. AKP’nin sosyal yıkım planlarına ortak olmamak için yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren SGK Yönetim Kurulundaki temsiliyetimizi sonlandırıyoruz” diyerek, SGK Yönetim Kurulu’ndan çekileceklerini açıkladı.
Evren önümüzdeki aylarda toplumun tüm kesimleriyle birlikte oluşturacakları sosyal program çerçevesinde yapacakları tüm eylem ve etkinliklerde SSGSS Yasası’na tepki ve alternatiflerini ortaya koyacaklarını söyledi.


Hasan Hayır ‘bu şekilde olmaz’
KESK’i SGK Yönetim Kurulu’nda temsil eden KESK eski MYK üyesi Hasan Hayır ise bu kararın KESK’in örgütsel bütünlüğünde tartışılmadığını, KESK Yönetim Kurulu’nun kendi kararı olduğunu söyledi. KESK’in, emekçilerin yararı gerektiriyorsa çekilebileceğini, zaten seçilirken de “gerekirse istifa ederim” dediğini aktaran Hayır, “Ama toplumsal bir karşılığının olması gerekir. Ya bir kampanyanın, bir sürecin parçası olarak istifa edilir, ya da örgütsel ihtiyaç gerektirdiği için. Ama her ikisi de yok. Yönetim Kurulu’nun kendi başına aldığı bir karar” dedi. Bir hafta önce KESK yönetiminin kendisini çağırarak, “sürecin sonuna kadar birlikte neler yapabiliriz”i konuştuğunu ve birlikte çalışma kararı aldıklarını belirten Hayır, “Bir haftada ne değişti de aniden böyle bir karar alındı?” diye sordu.
Ayrıca SGK’deki temsiliyetin, bütün KESK kurullarında tartışıldığını, hemfikir olunmasa bile örgütün büyük çoğunluğunun bir kararı olduğunu belirten Hayır, KESK adına çeşitli protokoller, anlaşmalar yapıldığını, taahhütlerde bulunulduğunu, şimdi KESK’in bütün bu kurumsallığını ihlal eden bir yaklaşım sergilendiğini savundu. (Ankara/EVRENSEL)


Kocaeli’de mücadele çağrısı
SSGSS’ye karşı Kocaeli Devlet hastanesi önünde eylem yapıldı. Kocaeli Tabip Odası (KTO) ve SES Kocaeli Şube üyelerinin katıldığı eylemde konuşan KTO Başkanı Esra Yüksek, yasayla sağlığın hak olmaktan çıkarıldığını, emeklilik yaşının 65’e yükseltildiğini, emekli aylıklarının ise düşürüldüğünü söyledi. Herkesi yasaya karşı verilen mücadeleye katılmaya çağıran Yüksek, “SSGSS yasasının yaratacağı enkazın sorumlusu ve muhatabı AKP iktidarıdır” diye konuştu. (Kocaeli/EVRENSEL)