AKP’nin halka bayram hediyesi SSGSS
Ercan Karakaya
Toplumun tüm itirazlarına rağmen bugün yürürlüğe giren SSGSS ile paran kadar sağlık hizmeti dönemi resmen başlıyor
Toplumun
önemli bir bölümünün itirazlarına rağmen bugün yürürlüğe giren Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) ile sosyal güvenlik
alanında yeni bir döneme giriliyor. Emeklilik yaşından, prim ödeme gün
sayısına, sağlık alanında getirdiği değişikliklerle bir çok şeyi
değiştirecek olan yasa, çalışma hayatında da bir çok yeniliği
beraberinde getirecek. SSGSS’nin uygulamaya girmesiyle AKP’nin halka
bayram hediyesi, geleceğin karartılması oldu. Dr. Osman Öztürk bugün
yürürlüğe giren yasayla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Öncelikle bu yasa söylendiği gibi tüm toplumu kapsıyor mu?
Genel Sağlık Sigortası (GSS) isminden de anlaşılacağı gibi tüm toplumu
kapsayacak bir sağlık sigorta sistemi olarak anlaşılıyor. Yasaya da
baktığımız zaman tanım açısından gerçekten bütün nüfusu kapsıyor.
Çalışanları, işverenleri, bağımsız çalışanları, kendisi prim
ödeyenleri, Türkiye’de bir yıldan fazla ikamet eden yabancıları bile
kapsıyor tanıma göre. Yasaya göre vatani görevini yapan er ve
erbaşlarla, yabancı ülkede sigortalı olanlar veya Türkiye’de bir yıldan
daha az süredir bulunanlar GSS’nin dışında kalacak. Diğerleri GSS’li
olacak. Ama yasayı biraz daha derinden ve analitik okumaya
başladığımızda işsizlerin işsizlik sigortası tarafından primi ödenecek
deniyor ama işsizlik sigortasından yararlanamayan işsizler ne olacak
bunun karşılığı yok. Türkiye’deki işsizlerin çoğu işsizlik
sigortasından yararlanamıyor. Kayıt dışı çalışanlar, enformen
sektörlerde çalışanlar nasıl GSS’li olacak diye baktığımızda bunların
da aslında kapsama giremeyeceğini görüyoruz. Primini ödeyemeyen
esnaflar, çiftçiler nasıl yararlanacak diye baktığımız da onların da
aslında GSS dışında kalacağını görüyoruz. Son zamanlarda güncel olan,
eskisinden farklı olarak 18 yaşını dolduran bekar kız çocukları eğer
çalışmıyorlarsa (Eskiden yaşam boyuda olsa annelerinin babalarının
sigortasından yararlanabiliyorlardı) GSS’den faydalanamayacaklar. Bu
biçimiyle baktığımız zaman GSS’nin daha baştan kendi iddiasını yani
genel olma, tüm toplumu kapsama iddiasını gerçekleştirmesi pek mümkün
gözükmüyor. Onun için bunun adı Genel Sağlık Sigortası mı yoksa
‘Sınırlı Sağlık Sigortası mı’ hep birlikte göreceğiz.
Yasayı incelediğimiz zaman belirli maddelerin arasına sıkıştırılmış
‘İstisnai sağlık hizmetleri’ ‘otelcilik hizmetleri’ gibi tanımlamalar
görüyoruz. Bunlar ne anlama geliyor?
Bu yasanın en önemli bölümü zaten az önce bahsettiğim tanım bölümleri
değil. Tanımda kapsam ve içerik açısından özel bir sıkıntı yok. Düzgün
uygulanırsa bütün hizmetleri verirsiniz. Kapsayacağı nüfus açısından
sorun var ama onu da başka yollardan halledebilirsiniz fakat bu yasayla
birlikte şimdiye kadar Türkiye’de sosyal güvenlik mevzuatında hiç
olmayan bir takım ödemeler geldi. Sigortalıların şimdiye kadar parasız
aldıkları bir takım hizmetler için artık para ödemesi gerekiyor.
Bunların bir tanesi öğretim üyesi farkı. Öğretim üyesine şu anda da
ücret ödeniyor ama o daha farklı koşullardaydı, şimdi sigorta
mevzuatına girdi. Standardın üzerindeki otelcilik hizmetleri için
belirlenen fiyatın üç katına kadar ücret istenecek ve bunlar az
rakamlar olmayacak ve bütün vatandaşlardan istenecek. Otelcilik hizmeti
nedir diye bakıyoruz, temizlik midir? Temizlik için hastanelerde
standart olamaz herkesin odası temiz olmalı. Isıtma mı? Parasız
hastanın odasının ısıtmasını kesmek olmaz. Yemek herkesin odasına
getirilir. Belki burada olacak değişiklikler. Parasını ödeyemeyen kuru
fasulye-pilav parayı veren portakallı ördek yiyecek. Çocuklar için
nasıl olacak bunu tahmin etmek istemiyorum. Fakirin çocuğunun menüsü
zenginin çocuğunun menüsü. Daha önemlisi kalacağınız odanın yatak
sayısı. Eğer yetkililer ‘ben 4 kişinin kaldığı odanın parasını öderim,
2 kişinin, 1 kişinin kaldığı odanın parasını ödemem derse vatandaş çok
para ödemek zorunda kalacak. İnsan vicdanını rahatsız edecek şeyler
bunlar. Deniyor ki lüks hizmet istiyorsa karşılığını versin. Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı hastaneye düşmüş dertleri var. Yardımı muhtaç tek
kişilik bir odada kalması çok insani bir şey zaten o da mümkünse olur.
Şimdiye kadar vardı bu daha fazla ihtiyacı olan, ameliyattan çıkan
hastayı tek kişilik odaya koyardınız rahat olsun diye. Şimdi bunun
normal bir talep olmadığı paran varsa bu hizmeti alabileceğin
söyleniyor. Yine yasayla getirilen ‘istisnai sağlık hizmetlerinde’
yüzde 300’e kadar para alabilecek özel hastaneler. Nedir bu diye
bakıyorsunuz; hayati tehlikesi olmayan ve alternatifi bulunan sağlık
hizmeti diyor. Tıpta hiç okumadık böyle bir şey bize böyle bir şey
öğretmediler. Nasıl yorumlanacak bilemiyoruz. Bir çok şey bu şeyin
içine sokulabilir. Hangi hastalığın hayati olup olmadığını
bilemezsiniz, diş apsesinden, nezleden insanlar ölebiliyor. O yüzden
istismara çok açık bir şey. Bunu kullanarak da vatandaştan bir sürü
para alacaklar. Bakanın ve bürokratların verdiği bir iki örnek var;
safra kesesi ameliyatı eğer kapalı olursa para ödersin. Bir hekim
olarak isyan edesim geliyor. Hasta bana gelecek diyeceğim ki; ‘Şu kadar
para yatırırsan acısız kanamasız kapalı usul ameliyat ederim. Yarın
çıkarsın, bir hafta sonra da istediğin gibi gezersin. Parayı
yatıramazsan o zaman yukardan aşağı karnını keserim, 1 hafta yatarsın,
4 haftada evde yatarsın’ yani bu nasıl bir mantık anlayamıyorum. Bu AKP
usulü bir şey herhalde ‘kes boşalt’. Böyle bir şey olmaz bu da çok
gayri insani bir şey. Özel hastanelerde keza istisnai olsun olmasın
bütün sağlık hizmetlerinden ek bir para alınacak. Bu da ilginç aslında.
2006’da çıkan yasa da yoktu, 2008’de konuldu. Ama yasanın
propagandasını ‘hiçbir hak kaybı oymayacak’ diye yapmışlardı. Her yerde
‘vatandaş beş kuruş ödemeyecek’ dediler. Şimdi belirlenen ücretin yüzde
100’ü kadar para alabilecekler. Buna bir takım filtreler getirdiler.
Tavanı Bakanlar Kurulu belirleyecek. Bu sene yüzde 30 belirlediler. İki
ay sora bir genelgeyle tavanı en yükseğe çekebilirler. Özel sağlık
sektörü Türkiye’de çok gelişti. Anadolu’da illerin hepsinde bir çok
özel hastane kuruldu ve devlet hastanesinde verilmeyen bir çok hizmet
özelde veriliyor ve hasta mecbur olarak özele gitmek zorunda kalıyor.
Devlet hastanesinde o uzmanlık dalı yok ya da ameliyat yapılmıyor. Ya
kalkıp İstanbul’a geleceksiniz ya da özele gideceksiniz o zamanda yüzde
100’e kadar para alınacak. Bunlar bugüne kadar olmayan ödeme
biçimleriydi. Bu bakımdan bakınca hastalar için yük ve ek harcamalar
yapılacak bir döneme giriliyor. Ödeyemeyenlerin ne yapacağı ise
bilinmiyor. Göründüğü gibi hasta bir kısım sağlık hizmetini alamayacak
bir kısmını da çok kötü koşullarda alacak. Daha önce bu ek ücret yoktu.
Bakanlar Kurulu yüzde 30’da kısıtladı ancak özel hastaneler bu oranın
yükseltilmesini istiyor ve yoksa ‘vatandaş iyi hizmet alamaz’ diyor. Bu
nasıl bir şey? Sağlıkta kaliteli kalitesiz hizmet tartışması olabilir
mi, bu mümkün mü? Ben bir hekim olarak bana gelen vatandaş para ödemedi
diye ona kalitesiz hizmet verebilir miyim? Bu en büyük hekimlik
suçudur. Parası hiç olmayana sağlık hizmeti vermemek anlamına geliyor
bu.
1 Ekim’den sonra hastane kapılarında kimsenin kalmayacağı, parasını
ödemedi diye kimsenin hastanede rehin kalmadığı bir dönem mi başlıyor
yoksa bunlar daha da yaygınlaşacak mı?
Ağustos sonunda GSS ile ilgili bir yönetmelik yayınlandı. Kanuna
yönetmeliğe bakıyorsunuz uygulama konusunda ayrıntılı bir tanım yok.
Şimdi tebliğ çıkacak orada göreceğiz. O yüzden ayrıntı düzenleme önemli
olan. Onlar hala belirsiz. Ama gözüktüğü kadarıyla 1 Ekim’den sonra her
şeyin kötüye gideceğini yada iyiye gideceğini söyleyemeyiz. Ama daha
uzun sürede baktığımızda herkes her istediği sağlık hizmetini
almayacak. Şimdi rehin kalma diye bir şey olmayacak çünkü hastaneye
giremeyecek. Çünkü girişte bakılacak primi ödenmiş mi, prim borcu var
mı ona göre alınacak. Asıl sıkıntı GSS’nin kendi iddialarını
gerçekleştirecek gibi gözükmüyor. 60 yıldır bu ülkede sağlıkta
sorunları çözülecek deniyor. Bu hükümette bunu söyledi. Her şey
düzelecek dedi. Şimdi göreceğiz ama benim gördüğüm kadarıyla hiçbir şey
düzelmeyecek. Tersine bahsettiğim ilave ücretle sınırlamaları
yaşayacağız. Muhtemelen yüzde 30 katılım payı yerel seçimlerden sonra
yukarı çekilecek.
Son olarak anlattıklarınız üzerinden bu yasa kimin yasası diyebiliriz?
En temel olarak yasanın mantığında şöyle bir sıkıntı var. Türkiye’de
daha önceden sosyal güvenlik kurumları sağlık hizmetlerini iki biçimde
veriyordu. SSK kendi hizmetlerini veriyordu. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur
çok ihtiyaç duyduğu hallerde özel hastanelerden hizmet alıyordu ama
genel olarak devlet hastaneleri ve üniversite hastanelerinden hizmet
alıyordu. Bu nedenle sigortalar kamu sağlık kurumlarını muhatap
alıyorlardı. Bu yasaya göre kamu ve özel sağlık sektörü eşit duruma
geldi. Ortada bir havuz var ve herkesin primiyle ve katılım payıyla
doluyor ve kamu hastanesi de özel hastane de o havuzdan hizmet vererek
parasını alıyor.
Aslında yarış başladı. Piyasa koşullarında kamu ve özel arasındaki
yarışın sonucu bellidir. Kamu sektörünün piyasa koşullarında yarışmayı
kazanma şansı o bildik hikayedeki kaplumbağanın şansı kadar bile
değildir. Ortada o kadar büyük para varken tavşan uyumaz. Özel sağlık
sektörü kendi politikalarıyla daha öne geçecek daha da büyüyecek. Bu
koşullarda kamu daha da gerileyecek. Vatandaş artık özel sağlık
sektörünün karşısında yalnız başına kalacak. Bunu hep birlikte
yaşayacağız. Bu işlerden kârlı çıkan özel sağlık şirketleri olacak.
Zaten yasa çıkmadan önce de AKP’nin 6 yıllık iktidarında özel sağlık
sektörü 80 yılda bu kadar hızlı gelişmemişti. 80 yıldaki gelişmeyi 2’ye
katladı. Bunların içinde kim daha çok kazanıyor iktidara yakın olan
kazanıyor. Bunun gerçek kazananı ilaç şirketleri, çünkü yasa ilaç
tüketimini artıracak. Türkiye’de giderek yabancı ortaklara giren özel
sağlık sektörü kazançlı çıkacak. Muhtemelen bir süre sonra bu özel
hastaneler zincirler kurup yabancı ortaklıklar kuracaklar. Hekimlikle
ilgisi olmayan yatırımcı, girişimci; nalburluğu, inşaatçılığı bırakıp
özel hastane açtılar. Tek kazanan onlar olacak. (İstanbul/EVRENSEL)
Harcamaları ceplerinden karşılayacaklar
Yasaya göre primini ödeyenler, bütün sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabilecekler mi?
Dünyadaki GSS uygulamalarında en çok karşılaşılan sorunlardan birisi az
önce bahsettiğim nüfusun tamamını kapsamamasıdır. İkincisi de nüfusun
geniş bir kesimini kendi şemsiyesi altına alsa, kapsasa bile sağlık
harcamalarının tamamını veya önemli bir bölümünü karşılamamasıdır.
Güney Kore’de bunu bir örneği var. 2002 yılında yapılan bir çalışmada
nüfusun yüzde 97’si GSS kapsamında. Ama sağlık için yapılan harcamalara
baktığımız zaman yaklaşık yarısını GSS karşılıyor, yarısını vatandaş
kendi cebinden yapıyor. Türkiye’de yasaya baktığımızda mevcut Emekli
Sandığı, Bağ-Kur ve SSK’da ne tür sağlık hizmetleri veriliyorsa GSS’ye
de bunlar konuldu. Yani estetik amaçlı yapılan cerrahi girişimler bunun
dışında tutuldu. Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi hizmet veya ürün olarak
tanımlamadığı işler kapsam dışında tutuldu. Birde yabancı ülke
sigortalılarından eğer tespit edilen bir hastalığı eskiye dayanıyorsa
‘kapsam dışıdır’ denildi. Üçüncüsü belki tartışılır ama ilk ikisinde
tartışılacak bir şey yok. Baktığımız zaman yasaya tanımlandı ama bu
nasıl hayata geçirilecek. Yasada bir madde var 64. madde. Bütün bu
tanımlanan sağlık hizmetlerinden hangilerinin ne zaman ne miktarda
verileceğini kurum belirleyecek. Bir diğeri ise aslında bütün bu GSS
dahil olmak üzere yapılanlar hükümetin sağlık reformu dediği paketin
bir parçası. GSS bunun bir ayağı. Asıl geniş paket Sağlıkta Dönüşüm
Programı. Oraya baktığımızda şunu görüyoruz; GSS kurulacak bir temel
teminat paketi belirlenecek onun dışında kalanları ya cebinden ya özel
sigortayla ödeyecek. Bu durumda eğer kurum sağlık hizmetlerinin verilme
süresini, miktarlarını, biçimlerini, ödemelerini belirleme yetkisini
bir biçimde kullanacak olursa bir çok hastalığın GSS’nin dışına çıkması
söz konusu olacak. Yasa böyle değil ama buna açık. Uygulamada
göreceğiz. O zaman GSS değil olsa olsa ‘Asgari Sağlık Sigortası’
diyebiliriz. Yani siz prim ödeseniz bile GSS kapsamında bütün
hizmetleri alamayacaksınız. Cebinizden para ödeyeceksiniz. Yarın Sosyal
Güvenlik Kurumu bir çok hizmeti dışarıda tutuyorum diyebilir. O zaman
GSS değil Asgari Sağlık Sigortasına dönüşme tehlikesi var. Keza 2006’da
çıkan 5510 sayılı yasada yoktu. Nisan 2008’de çıkan yasaya bir madde
konuldu çok ilginç bir madde. Özel sağlık sigortası tamamlayıcı veya
destekleyici özel sağlık sigortalarının nasıl olacağı ve işleyeceğine
dair Hazine Müsteşarlığı tarafından kurumun görüşü alınarak bir
düzenleme yapılacak. Buradan anlıyorsunuz ki GSS tüm harcamaları
kapsamayacak. Yoksa neden özel sigorta koymuşlar. O açıdan da bakınca
GSS değil ‘Özel Sağlık Sigortası’. Buralara doğru evrilme tehlikesi var
ve burada yasal bir koruma yok da yok.